7.26.2010

Ulusa kükreyiş - 1

Ulan halı yıkamaktan kafayı kaldıramayan karılar;
Bilmiyor muyum buraya çilavt dayamayı sıçmırıklılar?
Bilmiyor muyum lan burada cinsel sorunlu gibi takılmayı?
Bilmiyor muyum lan neyi seviyorsunuz, neye götünüz düşüyor?
Ha pişkinler, ha şaşkınlar, bilmiyor muyum lan?

Getir.

Geçende on milyon vermiştim sana,
Evini ipotek ettir, geri getir onu bana.
Çünkü on milyonu ben sokakta bulmadım,
"Kızla buluşacam." dedin, kıyamadım.

Kızla buluşsan iyiydi, cafede görmüşler seni.
2 saat nette takılıp iç etmişsin helâlimi.
Paramı hemen geri getir, yarına kadar mühlet,
Ne yap, ne et, bul, bir yerlerden temin et.

Yarın saat tam 10'da istasyonda olmazsan,
"Kanka unuttum yeaa." diye yan yaparsan,
Allahım üzerine yemin olsun, ağzına eppe'korum.
Miktardan aklına gelsin diye "saat 10" diyorum.

Aslında burada on milyonun tatavasını yapmam.
Öyle eli bol değilim, şayet ardıma pek bakmam.
Fakat sen kızla buluşmadığın için ısrarcıyım,
Bir daha sana zor inanır, nah sikimi acırım.


İki beşlik şeklinde getir.

Dünyaları Anlamak - 1

Vardır elbet bu dünyanın düzeni,
Defterinden dürerler, düz duranı düzeni.

Hasretim değil ne köyüme, pekmezine,
Özlemim kavgasına kemersiz giden herife.
Eşşek sikmenin bile düsturu var iken,
Artistlik yapıyorsunuz.

Neden?

7.20.2010

Samimiyet

Ulan yine düz yazmayayım, şiğir yazayım diyorum. Ama bu hususta zerre uyak uyduramıyorum agalar. Bu kafalar siken, dünyaları bulanıklaştıran olgu ise "samimiyetsizlik." Hemen konuya giriyorum:

Şu dünyada 5 gün yaşayacaksak, 4 günümüzü itibarımıza harcıyoruz. Şeklimizi yapıyoruz, karizmaya karizma katıyoruz.
Lâkin bazı dallamalar var ki; onlar karizma için gerçekten ölüyor. Bunlar umursamaz gibi takılırken, sikik solcu fanzinleri kovalarken, aynı zamanda sosyal statü meraklısı olan modeller. Fikirlerinin arkasında durmaktan çok, dışarıya yansıttığını, üzerine çıkmak için hazırladığı bir büst haline getiren lavuklar. Böylelikle seslenişini en yüksek yerden yapacak, dev kolonlardan duyuracaklar. Şayet bu lavuklar o kadar yukarıdan bakacaklar ki aşağıya, bulunduğu yükseklikten dolayı böbürlenecekler, götleri kalkacak, eskiden aşağıdayken dinledikleri şeyin sadece boğuk, küflü sesler olduğunu unutacaklar. Mimiklere dahi anlam yükleyecek bu kıtipiyozlar. Ne de olsa herkes bir pinkfloyt artık bu memlekette. Ver veriştir çarklara, sistemlere.
Eline gitarı alan o müthiş OT kafasını yaşıyor ve rockstar oluyor. Biz de neticede "haa haaa, huu huuu" şeklinde nahoş kafa sesleriyle barışçıl olup, KOLA içmeyerek komünistlik müessesesini yaşatan kafaların içinde akıl sağlığı muhafaza ediyoruz kardeşlerim. Bırakın da rahatsız olalım artık. O kadar emanet duruyor ki şu tripler Karslılara, Çorumlulara, Giresunlulara, anlatamam. O kadar "Anadoluyu gezmek lazım ağvi." yok "Otostopla Karadeniz turu yapmak lazım ağvi." diye ötüyor bu sıçıklılar. Ee tamam da oğlum sizi sikerler o Karadenizde bu kafayla. Biz yine istanbul çocuğuyuz, bin bir melanetin, puştuğun içinde bu sikko tavırlarınızı es geçebiliyoruz. Lâkin Anadoluda böyle bir şansınız yok. Bu kasılmaları bırakıp saç tıraşınızı olup, otobüsünüze atlayıp, Rize Çay Otel'de takılırsanız, belki yıllardan beri karının kızın içinde ağzınıza pelesenk ettiğiniz Anadolu turundan bir çıkarım elde edersiniz. Misal, "samimiyet" gibi.
Şimdi sakın ha sakın, samimiyet ile yavşaklığı birbirine karıştırayım demeyin. Samimiyet fütursuzca herkese"Naber lan yarrağm" diyebilmek, enseye tokat, göte parmak atabilmek asla değildir. Samimiyet açık sözlülüğün et kemik halidir. Aynaya bakıpta güle oynaya "Ben yarrak kafalıyım." diyebiliyorsanız. Samimi bir insansınızdır. Tabii ki bu saf salak halinizi birisine yakalatırsanız, ömrünüzün sonuna kadar suistimaller içerisinde kalacaksınız demektir.
Küçükken analarınızın günlerinden, arkadaşlarıyla oturmalarından kulağınıza aşina olan "patavatsız köylü" şeklindeki söz öbeğinin altını biraz kazdığınızda da olay bağlanıyor zaten. Köylü insanın lafı 90'a asma adeti, Pendik dilbertolarına, Yenisahra Albertolarına "patavatsızlık" olmuş durumda. Ha şimdi sanmayın ki burda size köylü övüyorum. Burada kastım çok çok belli, Rahmanlarlı David Gilmourlara, Esentepeli Bukowskileredir sözüm. 6 yaşındayken "Sıçmırığım bitti." şeklinde annelerini tuvalete çağırırken. Şimdi "Seks için karı için girmiyorum bu triplere, bambaşka birşey." diyebilecek konuma geldiler. Artık bunları hangi metal tanrıları sikiyor, onu da bilemiyorum. Geçenlerde adminliğini yaptığım Türk twitter'ı bir sitede şu postu girmiştim; "Köylü köylü rock grubu solistlerinin kitlelerin üzerine oynar tavırlarını sikerler. İki am elledin de Pinkfloyt mu oldun lan yarrağam? " Bunun üzerine Düzceli bir arkadaş sinirlenip, şahsıma giydirme yapmaya çalışmış. Kendisine "Ne diyon lan düdük?" şeklinde yaptığım yaklaşımdan sonra aramızda geçen dialog şudur, şu linkte olacak. HA BURADA. İşte gördüğünüz gibi. Ülkemizde statü kovalamak bu kadar ucuz. Daha neyin peşindesiniz artık?
Bırakın lan şu dünya barışı, ibnelik serbestliği, ulaşım özgürlüğü gibi saçmalıkları, rakçı triplerini. Benim gibi adamları, içinizdekileri yüzünüze vurduğumuz için sevmiyorsunuz. İşinize gelmiyoruz, karıyı kızı uyandırıyoruz.Ha tabii dokuz köyden kovuluruz, fakat onuncu köyde suratınıza koyacağınız gazete dahi kalmayacak. İki dakika dürüst olsanız, küresel ısınmayacak. O kadar kasıp, sistemleri bozup doğanın dengesini sikmeyin artık. Aklınızı başınıza devşirin.

7.08.2010

Tokatçı


Uzun süredir burada düz olarak yazmıyorum. Hep şiğir falan, romantik gibi takılıyorum. Takdir edersiniz ki, bugün bir öfke olsun, sinir olsun bunlar ne kadar güzel duygularsa, romantizm de güzel. Kızlar seviyor çünkü. Şimdi sadede geleyim, beni uzun zamandan bu yana ilk defa iyi hissettiren olaya değdireyim.

Bildiğiniz gibi, bir Galatasaray taraftarıyım. "Galatasaray taraftarıyım." deyip geçiyorum. Çünkü derinlemesine anlatılacak bir şey değil. Her neyse, bu transfer döneminde, Galatasarayımız epeyce sessiz kaldı. Bir çalım yedi, öte yandan mega oyuncular getirenler oldu. Hiç ezilip büzülmedik tabii ama içimizde bir burukluk oldu. Bu esnada Roberto Carlos'u tokatlamış, top ile bin türlü cambazlık yapan KARAYILAN Keita'nın satılması falan moralimizi bozdu ister istemez. Fakat, bugün öyle bir transfer haberi geldi ki, bazısını üzdü, "Kim lan bu dalyarak?" dedirtti, bazısını "tam isabet" dedirtti. İşte ben de o isabetçilerin içindeyim. Çünkü bu transfer gerçekleştiği anda Galatasarayımız bir Materazzi'ye sahip olacak. Topu almadan mücadeleyi bırakmayan bir adam. Hakkına hukukuna dehşetengiz bir sahip çıkma stili var. Zaten 2009-2010 sezonunun en büyük eksiği bir ateşleyiciydi. Geçtiğimiz sezon takım allahına kadar meme yapmış durumdaydı. O da artık var. Bir de sağ açık doldurulsa, herkesleri siker atar Cimbomumuz.

Bana ordan "İsim ver isim!" diyenler olacak, tabii adamın adını verelim: Lorik Cana. Çok canlar yakacak, çok analar sikecek görünen o. Biz de "LORİK FENERİN ANASINI SİK." demekten büyük haz duyacağız. Lorik'ten seçme indirmeleri koymuşlar bu vidyoya. Bilmiyorum bu adamın ateşine dayanabilecek miyiz. Ha birde Ronaldo'yu fena indiriyor lavuk.

Şu siktiğimin sezonu açılsın diye deliriyorum artık.

7.01.2010

Seni Kaybedişim


Yıllardır farketmiyorsun beni,
Trafonun arkasından seni kesişimi.
Top oynardık küçükken,
Sizin balkona doğru kurardım kalemizi.

Kaleci-oyuncuydum o zamanlar ben,
Açılmak serbestti, gol yoktu kaleden.
Hani bir kere atmıştım topu sizin baklona,
Çıkıp istemiştim ümitlerim yeşerirken.

Baban ibnesi açmamış mıydı kapıyı?
Yarmamış mıydı güzel meşin yuvarlağı?
İşte o gün siktiretmiştim seni,
Maç 2-2 iken almıştık babayı.

O kafayla bir hışım çizmiştik Reno'nuzu.
Neticede baban, sikip attı oyunumuzu,
Pançosunaydı maç, yalan olmuştuk.
Kimimiz Babayaroyduk, kimimiz Tjikuzu...

Baban demek, benim için sen demekti,
Bizi hem meşinden hem pançodan etti.
Cidden kusura bakma bebeğim.
Hayır yani, 10 yaşında çocuğa ayıp etti.