6.09.2012

Defansta Yoruldum

Gol atan kaleye Allah'ını seven defansa,
Orta oyunu asla olmaz halı sahada,
Çalıma girmeyeni çıkışta zabıta alacak sanki,
Ters ayaklı sağ beklikten yoruldum.

Alınır buçuklu saha ikindi vakti sonrasında,
Yerde ezilir izmaritler saat buçuğu vurduğunda,
Kapora bırakmasak gelmeyecektik sanki,
Asistten önceki pası vermekten yoruldum.

Ufak su bir liradır, soyunma odalarında rutubet,
Ne burda duşa giricen, alırsın sabah siktir et.
Çoraplar temiz de, siyah kauçuklar bozdu sanki.
Yerden hızlı paslarla oyunu açma fikrimi,
Takıma emopze edememekten yoruldum.

3.26.2012

Artık bülbül ötmüyor.

Şimdiye kadar burada kah şiğirle dokundurdum, kah şiğirsiz dokundurdum. Bu dokunuşlarımın büyük kısmı hoşunuza gitti. Fakat ben şu işe baş koyduğumdan kelli çizgim belliydi, "ŞEKİL YAPMAYIN"dı. Ama siz hiç bir türlü şekil yapmaktan vazgeçmediniz. Kendi piyesinizde, kendinize dublörlük yaptınız.
Eğer bugün ben yazmayı bırakıyorsam, bunun tek sebebi denyoluğunuz. Bunlar münferit denyoluklar değil belki, istemeden hepinizin bir denyoluğuyla parçası olduğunuz bir basiretsizlik karnavalı.
Cümle kurma yeteneğimi 2 ay önce benden aldınız. Hiç birinize dava açmıyorum, Allah belanızı da vermesin. Siktirip gidin diye bekledim, gitmediniz.

Arkadaşlar ben gidiyorum, hakkınızı helal edin.






2.11.2012

Dev Hayat Hikayesi: Gel bi' konuşcaz - IV

Hafızamı biraz yokladım. En son halı sahada kendi aramızda rostasyona gittiğimizi ve kalede adam eksiği nedeniyle durak kotlu kalecimizi anımsayabiliyordum güç bela. Kafamdaki süper kalite taşlı kafamı sarmalayan tişörtümün aynadan yansıması iyice Ali Ece'liği terketmiş, Arap Bacı'lığa geçiş yapmıştı. Sağ elimle düğümü yokladım. En başından beri aklımın kıyısındaki kapıyı omuzlama eğilimimi sürekli frenliyordum. Şâyet buraya ölmem için bırakılma ihtimalim şu an için %50'ydi. Bu durumda kapıya atacağım omuz darbesinin beni kurtarma şansı olabilirdi. Daha önce Rus ruletini ancak arkadaşının ayfonundan oynamış birisi olarak bu imtihan bana ağırdı. Fakat havanın iyiden iyiye kararmasıyla birlikte seçeneklerim de 2 ye inmişti. Ya vuracaktım omzu, ya sinip bekleyecektim. Kapıya vurmam lazımdı. Başka şansım yoktu.
Deponun tam duvarlarının birleştiği köşede üstüste iki paket taşı duruyordu. her ihtimale karşı onları alıp kapının menteşe tarafına koydum. Eğer içeriye birisi girecek olursa belki alır da kafasına çakardım. Böyle bir durumda insan Vilyım Volıs kadar başkan, Oktay Mahmuti kadar taktiksel olamıyordu malesef. Dizlerimin acısını telkine telkine unutmuştum bile. Omuzlarıma son bir kalite kontrol mahiyetinde göz gezdirdim, elimle yokladım. Karşımda yaklaşık 170x70 bir kapı vardı. Gerilebilmek içinse bir 10 metre bana yetecekti. Parkur toprak ve kurumuş çimentodan oluşuyordu. Yerime geçtim. Koşacak, kapıya bir, bir buçuk metre kala kafamı eğip geri çekecek, bütün ağırlığımın omzuma binmesi içinse son anda ayaklarımı yerden kesecektim. Kapının düşmemesi halinde kendini paket taşlarının yanına atacak, anında silahlanacaktım...

12.28.2011

Yaram

Olsam ki bir gün en güçlü,
La Bombonera'da çektirsem üçlü,
Protokolde otursan sen, Localarda...
Dönüp sana YARRAAAM diyeceğim.

Verseler bir gün emrime şirketler amade,
Kapımda dursa Merso, Kadillak Escalade,
Sen Bilgeytsin kıralı olsan da,
Sekreterine YARRAAAM diye mesaj bırakacağım.

Beni etseler kilden su testisi,
Çeşme başında sam yeli esintisi,
Sen padişahın olsan da sol testisi,
Ferman yazdırıp sana YARRAAAM diyeceğim.

İmzalatsalar bana Çorumsporla mukavele,
Yıllık elli bin yüro artı sınırsız muammele,
Sen barçaya tek başına orta saha olsan da,
Kulüpten kovulmak pahasına, sana YARRAAAM diyeceğim.

Çalışıp didinsem, ufak rot-balansçı açsam,
Geceler boyu atölyede sabahlasam,
Sen de olsan bemvenin ülke baş bayii,
Arabalarının üstüne anahtarla YARRAAAM yazacağım.

Velev ki, tüysiklette dünya sonuncusu oldum,
Mahallede rezil oldum, kahvelerden kovuldum,
Sen her sene altın kemer de kazansan,
Ringin kenarından YARRAAAM diye fısıldayacağım.

Verseler sırtıma bir küfe, "hamal ol" deseler,
Akşama kadar pazarda feleğimi sikseler,
Sen olsan da nakliyecilerin başkanı,
Küfeden güllüşah'ı çıkarttırıp sana, YARRAAAM dedirteceğim.

Kalsa bir saatlik ömrüm, bağlasalar cihazlara,
Altımı alsalar, bir kelimelik mecalim olsa,
Bin yıllık ömür adına Allahla sözleşmen olsa da,
Çağırtım seni kartal devlet acile, son nefesimle YARAAM diyeceğim.

Atsalar beni nar-ı cehennemin taa dibine,
Sen yukardan sevineceksin ibine,
Zebaniden 5 dakika müsade isteyip,
Sen tam sırattan geçmişken YARRAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAM diyeceğim.

12.24.2011

Dudullu & V8


En son yazdığım, Dudullu dan can kurtarmak isimli eserimden kelli mail kutumda şişme, kabarma yaşandı. Dudullulu arkadaşlar kızmışlar, "sanki adam sikiyoruz" temalı sitem mesajları yollamışlar. Kendilerine özrü borç bilmesem de durumu şu şekilde izah edeyim;
Ehliyetimin ıslaklığını koruduğu günlerdi. Tecrübesizliğin verdiği aşırı özgüvene bir de abimin bu süper kalite on numara tekne kazıntısı kardeşine olan güveni eklenince 2006 4.6 Mustang GT'nin anahtarını cebimde bulmuştum. "Al." demişti, "Git bakalım yap piyasanı."
İlk defa gerçek anlamda bir v8 kullanacaktım. Amerikancıların en büyük sıkıntısı arabanın yatışından haslolan AKÜ problemi ilk dakikadan evrenden aldığım bir mesajdı. Beyaz bir steyşın 307 alelacele akü çektik. Artık festenfüryıs çevirmeye hazırdım. O an bir tomi makinendim, o an bir toni stivırttım. Garajdan çıktım ara sokaktan minibüs yoluna çıkıyordum. Artık tam anlamıyla raikonendim, fernando alonsoydum. Normalde her zaman hoşuma giden 3 numara amerikan filmleri olmamalıydı diyordum. Olmamalıydı da, şu karılar kızlar bu tarihi ana şahitlik edeydi.
Şimdi bir karar vermeliydim, bu -on numara beş yıldız- araba ile nereye gitmeliydim? Caddeye inip bu soğuk kış günü camı sonuna kadar açıp vakko'nun kar dekorlarına bezenmiş vitrinlerinden kızlara yansımamı mı göstermeliydim, yoksa Aksaray'a gidip Gülüm Mehmet'i mi almalıydım? Tabii ki bu on numara beş yıldız performans makinesi ile biraz zaman geçirmeye karar vermiştim. Bağcılara kadar Tem'den gidecek oradan Aksaray'a inecektim. Planlar hazırdı. Sahrayıcedid'den Tem'e çıkmıştım önümde yaklaşık 50 kilometrelik bir parkur vardı. Saniyede 50 metre hız ile 2 3 saniye ilerlerken, aklıma Gülüm Mehmetin evinin bulunduğu dar sokak, mahalle piçleri ve yanımda bulunmayan KGS geldi. (Daha sonra hayatıma girecek olan Şel Klap kartın yüceliğini o günün akşamı farkedecektim.) Saliseler içerisinde siktiredip en yakın sapak olan Dudullu kavşağına girmiştim. Bir süre seyir ettikten sonra. O işbilmezlik ile farkına varamadığım yakıt gerçeği ile karşı karşıya kalmıştım. Gaza basıyordum fakat bir terslik vardı, gaz mandalı sanki uzaylardan uzay beğeniyordu. Arabayı kenara aldım. Şu dakikada bir yakınımı arayıp bana duyulan bu ekstra güveni sarsmamın çok büyük bir hıyarlık olacağının farkındaydım. Kendi başıma halletmem lazımdı. Torpidodaki pratik not setinin kalemi ile telefon numaramı yazıp, camın içine iliştirdim. Olur ya çekerler mekerler ne bileyim. Tam refüjden atlayıp benzin istasyonuna doğru yol alacaktım ki, içimdeki dörtlüleri açık bırakma eğilimi, bırakmama eğilimini yatırıp tokatlamayı başarmıştı. "Biterse bitsin amına koyim aküsü, biterse bitsin, sikeyim arabasını." şeklinde küçük çaplı sinir krizleri geçirerek itina ile refüjden geri atlayıp dörltüleri yaktım. Şimdi olayın ehemmiyetini bir nebze de olsa gelene geçene anlatabilmiştim. Koşmam veya hızlı yürümem gerekmiyordu, adeta ışık hızında siktirolup gitmeliydim. Benzinciye gelmem 12 dakikamı falan almıştı. 30 milyonluk diye atıldığım pompacı bir plaka arayışına girmişti. Acaba hangi araçtan inmiştim? "Dayı" dedim, "Bidona bidona yolda kaldık amınakiym." Bidon tam 19 liralık benzin almıştı içine. Hemen ödedim. Yalnız parayı öderken Pompacının tulumuna tutturulmuş yaka kartında HIFZI yazdığını gördüm. Ama görmezden gelmeliydim. Çünkü şu an HIFZI ismine patlarsam bu sinir gevşekliğiyle yarım saat gülecektim. Elimde bidon, Yakamda atkı, içi polarlı berem ile yokuş aşağı salmıştım. Soğuktan bütün vücudum kendini istifa edecekti neredeyse. O an kafamı kaldırdım ve tabeladaki "Dudullu" yazısını gördüm. O güne kadar siksen bir yada iki kez Dudulluyla münasebetim olmuştu. "Vay" dedim, "daha da gelenin dalağını sikeyim." Bayır avantajı ile 10 dakikaya -on numara beş yıldız- arabamın yanındaydım. Gidişte ve dönüşte "acaba birşey olur mu?" şeklinde kendisi hakkında epey endişelenmiştim. Geldim benzini kana kana içirdim. Artık aramızda özel bir bağ vardı. Onun için bu soğuklarda Dudulluya tırmanmış, uğruna savaş vermiştim. Deponun kapağını kapattım, arabaya oturdum. Şimdi başka bir kader anıydı. Acaba oraya kadar akü şarj etmiş miydi? Ayet-el kürsi, felak, nas, ettehiyyati, kulhüvallahi, elham ve daha milyonlarca ZAMLI sure okudum. Kontağı bastım saliselik bir gecikme ile marşı aldı. Kontrollü bir çıkışla tekrar yol almaya başlamıştım. Hemen dolana dulana içerenköy karfuru buldum. Buradan sonrası tereyağından kıl çekmekti artık. 10 dakika sonra evdeydim. Heyecan ve soğuk sebebiyle küçüğe sıkışmıştım. Otoparka girmemle kendimi klozet başında bulmamın arası hala bir muallaktır. Eğer 5 dakika daha gecikmiş olsaydım ömrümün vadesinin ilk taksidini klozete yatırmış olacaktım. Yalnız yaşadığım stres 1-2 saate kadar anca geçecek gibiydi. İşbilmezlik hasebiyle özgüvenim bir nebze de olsa kırılmıştı. Yeniden şarj etmek adına sıcak bir duş almıştım. Komidinimin üzerinde duran V8'in anahtarına baktım. Bir koşu gidip jöle sürdüm. Güzel, kılas giyindim. Ve en başından beri doğru seçim olan, Allah'ın "BAK KUL ALİM" şeklinde beni dolayladığı Caddeye inmek üzere garaja inmiştim. Artık ne raikonen ne makinendim, Kırmızı Mustang'li ve yakışıklıydım. Sanki 42 yaşındaydım. Tek falsolu davranışım erken gibi, kumandaya çok uzaktan basmak olmuştu. Bu tavrımı gören birisi ilk defa bir v8'e bindiğimi net olarak anlayabilirdi. Ama Aziz Nesin'in her zaman rahatsız olduğum, küplere bindiğim %60 tezi ile içime sular serptim. Adeta bir veteran gibi direksiyona oturdum. Pazar günü olması sebebiyle HOBİ olarak geziyormuş süsü vermiştim kendime. Sanki o güne değin her Pazar, zevk için garajdaki TUTKUM olan Mustang'ime biniyordum. Tabii ki bu tutumum da, önce Caddeden fenerbahçeye dönerkenki devirli kalkışımla, daha sonra da Selamiçeşme'den yukarıya göt attırışımla 15 dakika içerisinde nihayetine ermişti...

Akşam kafamı yastığa koyduğumda, bir gün kız yurdu patlasa, benim başıma hademenin yarağının düşeceği gerçeği ile karşı karşıya olmaktan bahsetmiyorum dahi.


11.28.2011

Dev Hayat Hikayesi: Gel bi' konuşcaz - III

  Tavandaki pencereden ışık vurmuyordu artık. Sadece gökyüzünden seken ışınlar aydınlatıyordu depoyu. Haliyle saat hususunda tahmin yapmak da zorlaşmıştı. Şu an ise hayatımın tahminimce bir kaç saattir yaşadığım bölümünde ilk defa bir somut sorumluluğum vardı. Kafamdaki süper kalite taşlı tişörtün yeni vizyon kazanmış hali. Mimik yaptığım, kulaklarımı oynattığım takdirde 5 dakikada bir düğümü tazelememi gerektiriyordu.
  En son üniversitenin ilk yılında proje ödevi hazırlarken gerçek anlamda "Başım çatlıyor." kalıbını bahane olarak kullanmamıştım. Ama bu sefer söylerken  sadece kalbimin kapakçıkları oynuyordu dudaklarım yerine. O kadar samimi bir sıkkınlık vardı ki üzerimde, bir an için çaresizliğimin dışarıdan görünüşünün, bakanda kesin merhamet uyandıracağına inanırken buldum kendimi. "Ulan.." dedim oturduğum yerden, sağ dizimin sağlam olan yarısında dirseğimin ucu dururken; "Ulan ben bir bok yedim abicim, banko çok büyük bir bok yedim." diye geçirdim içimden. Sağ elimli "eamaan" der gibi bilekten boşluğa doğru salladım. Şu an, ne tür bir bok yediysem, bedelinin bu kadarla sabit olmasını sağlamak zorundaydım.

   Hayatım boyunca dakikalar benim için beşerli gruplar halindeydi. İlk defa organize olarak sürdüreceğim bir işe yelkovan tam beşliğe kafa atmadan başlayacaktım. Gün ışığını iyi kullanmam lazımdı. Şâyet buraya, ölmem için bırakılmış olmayabilirdim. Belki de kışt dediğim tavuğun sahibi kini dinmez, dini bilmez bir dalyaraktı ve tahta kapının arkasındaki yazıhanesinde ayılmamı bekliyordu. Göz ardında bıraktığım her ihtimal etimden giden parça olabilirdi. Ama bu depo gibi yerde bir gece geçirmek fikrinin ne derece parlak olduğunu kestiremiyordum. Etli kemiklisinden çok, üç harflisi beş harflisi gıcıklayacaktı içimi. Düşünmeden hareket edecek kadar gücüm yoktu. Fakat yaptığım bandaj, bir nebze de olsa aklımı çalışabilir kılmıştı...

11.22.2011

Dev Hayat Hikayesi: Gel bi' konuşcaz - II

   Üşümeye başlamıştım. Üstümdeki halı saha konsepti yazlıktı. İhtimallerden birisi olan -kış uykusunda dayak yemiş olmam- otomaktikman rafa kaldırılmıştı. Üşümemin sebebi ise, rutubetli depo ortamından çok kaybettiğim kandı. Bir gram sıvası kalmamış tuğla duvarlara, avcumun içini yaslıyarak zaten buz kesmiş olan ellerimden daha sıcak olduğunu da onayladım. Az önce yattığım yere gittim, dizlerimi kırmadan usulca yere oturdum. Önümdeki yer yer donmuş çimento barındıran toprak zemini dikizledim bir müddet. Az önce aynada dişlerime bakmadığımı farketmiştim. Aslında en korktuğum kısım buydu. Ya dişlerim kırıldıysa? Düşmanımın karşısına bile çıkamayacak şekilde özgüvenimi yitirirdim. Korkarak sol elimin işaret parmağını ağzıma doğru götürdüm. Parmak ucum dudaklarıma destek veren üst ve alt dişlerimle bulumuştu. Tam olup olmadıklarını yokladım. Tamlardı. Köpek dişlerim, azı dişlerim. Onlar da tamdı. Gidene lanet etmekten daha cazip gelmişti o anlık dişlerimin sağlam olması. İçimden, "ulan" dedim, "hangi gerizekalının işiyse". Düşündükçe, kaşlarımı kaldırıyor, mimik yaparken, böyle bir durumda bile kendi sıhhatime en ufak bir jest yapamıyordum. Tişörtümü çıkardım. Arkadaştan geri getirmek üzere, 'dışarısı tişörtü' olarak üzerime geçirdiğim Absolut Joy marka, süper kalite taşlı tişört, şu an kendime dahi yapamadığım bir iyiliğe vesile olacaktı. Bel bölgesindeki teğelli yerinden dişlerimle küçük bir kesik attım. Bu kesikten var gücümle tişörte asıldığımda yaka kısmına kadar, amerikan bezi gibi yırtıldı. Yaka kısmını da çevresinden alarak çıkardım. Giydiğim müddetçe tırnaklarımda yerinden çıkarmaya çalıştığım minik taşlarda bir kayıp bile yoktu. Hepsi yerli yerindeydi. Tişörtü yatay şekilde 5 kez katladım. alnıma yavaşça değdirerek kafamın etrafında dolaştırdım. En uç küçük noktalardan düğümü attım. Artık kafamda, beyaz bir Ali Ece bandı vardı. Tek farkımız, benim 4 ay evvelinde kazıdığım, ve şu an olan saçlarımdı...

11.20.2011

Dev hayat hikayesi: Gel bi' konuşcaz - I

ÖNSÖZ

   Gakkolar, bu maceramı artık paylaşma vakti gelmişti. Yeri gelince, episot episot gerek, çeptır çeptır, gerekse part part sizlerlen paylaşacağım. Okurken kanınız donacak, belki de heyecan kakanız gelecek. Çoluğa çocuğa okutup da, pisipisisini bozmayın. Bilgisayarınızdan yeğenlerinize KRALOYUN açarken, blogumun açık olmadığından emin olun. Yaradan sizinle olsun.

GEL Bİ' KONUŞCAZ - BÖLÜM I

   Gözlerimi açtığımda depo gibi bir yerdeydim. Rahat on senesi vardı kullanılmıyordu. Çatısında güneş ışığından faydalanmak üzere doğu yönüne bakan üçgen pencereler vardı. Pencerelerin yerde oluşturduğu çizgi şeklindeki güneş yansımalarına bakarak saatin 12-1 civarı olduğunu söyleyebilirdim. Yattığım yerden doğrulmak istedim, belimdeki sinir sıkışmasıyla bu girişimimi 5 dakika kadar ertelemek durumunda kaldım. Kafamı kaldırıp etrafı iyice bir süzdüğümde derme çatma fakat hiç bir yerinden ışık sızdırmayacak şekilde sıkı sıkıya kapatılmış tahta bir kapı dikkatimi çekti. Zaten şimdilik gözüne çarpan başka bir çıkış kapısı da yoktu. Tekrar ayağa kalkmak için yeltendim. Becerdim. Ayağa kalkıp üstümün tozunu pasını elimle üstün körü silkeledim. Üzerimde arkadaştan çarptığım parlak taşlı beyaz tişört, altımda daha çok yaz aylarında yatarken giydiğim siyah penye şortum, benim olmayan biri kısa birisi uzun konç ve kırmızı Nike R10'larım vardı. Dizlerimin ikisi de saatler önce kanamayı kesmişti. Yaranın en pelte haliydi toprakla karışan. Ben kapıya doğru yürüdükçe acıyor, acıdıkça uyuşuyordu. Kapıya geldiğimde üzerinde herhangi bir kilit yoktu, kapının arkasından dalga sesleri geldiğini farkettim. Tam kapı koluna hamle yapacaktım ki kapının yanındaki kolonun hizasındaki aynadan tam anlamıyla feleğimin sikilmiş olduğunu gördüm. Kaşlarım patlamış, burnumdan rahat 2 litre kan akmış,yanaklarımsa kan çanağıydı. En çok canımı sıkan durum ise alnıma muhtemelen neşter yardımı ile atılmış birbirine paralel 3 yarık idi. "Kim yaptıysa nefesini sikeyim" diye iç geçirdim. Düşünürken istemsiz olarak kaşlarımı kaldırdığımdan, alnım kırışıyor ve yaralarım açılıyordu. Dayanılamaz bir acıydı. Bu yüzden düşünmeden hareket etmeliydim...

20 Kasım 2011



10.29.2011

Dudulludan aşşağı koşuyorum

Ellerim çatlamış soğuktan,
Bacaklarımı hissetmez olmuşum.
Verdiğim nefesi geri almak istemem,
Dudulludan aşşağı koşuyorum.

Kırmızı başlıklı olan, kız değil burada,
Kurdu var, hele kürdü gırla,
Yurdum Toprağım iyi ki burası değil,
Dudulludan aşşağı koşuyorum.

Burnumdaki atkıya sümük bulaşmış,
Bereyi alnıma siper eder olmuşum,
Soğuğundan ağzım laçkalaşmış,
Dudulludan aşşağı koşuyorum.

Delik deşik asfaltı tepiyorum soluk soluk,
Betim benzim atmış, elimde kırmızı bir bidon,
4.33'den almışım mazotu oluk oluk,
Dudulludan aşşağı koşuyorum.

Derde deva derler, refüj kenarından taban,
Bir sağa, bir sola alıyorum bidonu.
Kolu uzun, yeşil, içi kürklü üstümdeki kaban,
Dudulludan aşşağıya koşuyorum.

Sanayi mahallesini geçerce, doğuyor içime umut.
Dörtyoldan sağa mı, sola mı, bidon yana dönüyorum,
Bir kere geldiğim yolu hatırlasam, bin tevbeni yut,
Dudulludan aşşağı koşuyorum.

Ayaklarım suyu çekmiş belimi ısırmış soğuk,
Elimde kırmızı bidon, acil durum bildiriyor.
İçim V8, bakışlarımsa donuk,
Dudulludan aşşağı koşuyorum.

Dizlerimin bağı çözük,
Ayaklarım çift çorap,
İçimde iç donu...
Yün atletle aram yok.

Geldim Dudulludan aşşağılara,
Burası da ayrı bir Dudullu...


10.28.2011

Turizm Ateşi

fakirim diyor
ama diyor cesaretim var
buraya geldim

senin ananın ölüsünü sikiyim
amına koyduğumun çocuğu seni
senin emesende şarkı söylediğin kızı götünden sikiyim

ne yediricen lan elin kızına
elin kızı almanyadan kalktı gelecek sana
ne yedireceksin oğlum sen ona
onlar sabahları meyvalı pudink yer
amına koyduğumun fukarası seni
senin gibi lavaş yeşil soğan yer mi
amına koyduğumun camışı
senin gibi sap ot yer mi lan o
hea

amına koydumun pezevengi seni
tezek yakan orospu çocuğu
onlar doğal gaz kullanır lan
kalorifer kullanır onlar ibine
sabahın beşinde kalkıp senin yirmi beş tane kardeşine çorba yapar mı
kızılay aşevi gibi çalışır mı lan
hea

amını eşşeğini siktiğimin oğlu seni
he

mavi leğende yıkanan orospu çocuğu seni
burda duş vardır lan küvet vardır
jakuzi vardır
cakuzi vardır
amına kodumun gün görmemiş medeniyetsiz pezevengi
mavi leğenin içine girip de maşrafayla yıkanır mı bi güğüm suda lan
he
kardeşin de delikten bakıp otuzbir çeksin

beri bak beri beri
beri bak şşşşş kıro
beri bak ananı avradını sikerim
beri bak lannnn
beri bak
beri bak

o kıza sen ne yediricen lan
he
ne yediricen lan
ne yediricen
amına koyduğumun evladı
sen elin kızına ne yediricen
[önündeki cam tabağa vurup]
ananı sikiyim cam kırıldı
ne yediricen lan sen elin kızına
orospu çocuğu
camı kırdım ananı avradını sikerim senin
ne yediricen

farzedelim elin kızı
senin kuru fasulyeni yer de ossurur mu lan o kız
o kızın götü doğal gaz gibi kokuyo lan
amına koyduğumun pezevengi
he

senin ben kalbini ciğerini sikerim lan
hea

amına koyduğumun fukarası
bak amına kodumun çocuğu
şu anki zararın bana 120 öyro
120 öyro
80 karat kıristal
bu ne bu
çekirdek tabaa
amına koyduğumun oğlu
120 öyro zarar verdin bana
kıristal tabak setim gitti

ananın avradına
şu iki tane kumandayı vuriyim moruk
bak
kumandalarla anana hükmediyim
ananın rengini çevirip saçıyim kısıyim
amına koydumun evladı
dinsiz orospu çocuğu

moruk al şunu da şu
dur dur
şu camları temizliyim moruk ya
valla





CAMFROG SÖNMEZ

10.23.2011

Şekil Hits Vol.6

Son günlerde yaşanan felaketlerden sonra, Allahın Türk halkı olarak belamızı verdiğine kanaat getirdim.
Yani ayan-beyan açık, gün gibi. Türk halkı olarak enayiliklere doymayışımızın bir faturası olmalıydı. Ha ağır oldu, üzücü oldu. Teröre sövdünüz, "Murat Karayılan yakalanmış bırakılmış." dedinız. "Orsbuçoccu Kaddafi."
dediniz. Amma ve lakin, bunları söylerken dahi AM peşinde koştunuz. Retvit etse manitalar da muhabbet doğsa dediniz. Dediniz işte orospu çocukları. Siz teröre siyah kurdelelerle NALET ettikçe, 9. köyden kovulan yine biz olduk. Sanki sikimizde değilmiş de, takılıyormuşuz gibi oldu. Duyarsız olduk. Neden? Çünkü 2 gün sonra yapılacak sikişin muhasebesi ile yas tutulmaz dedik, kapatacaksın basına, siklemeyeceksin bir müddet. Yankı uyandırmayacaksın ki, bu mevzu kapanacak dedik. 
     Evet amına koduğumun tez canlıları. Yine siz haklısınız, kıyakçıyı gören danalar gibi, her sik savrulmasında galeyana gelen 5 dakikalık çözümlerle zihinsel mastürbasyon yapan siz haklısınız. Konuşmakla olmayacağını bildiğiniz halde duymaya zerre tahammül edemediğiniz için ben, haksızım. Aferin. 7 kuşağında 77 asker bulunan ben üzülmüyorum şehitlere, babası kerhaneci, annesi temizlikçi 2 tane kırma orosbu çocuğu çok ağlıyor, tivitlen, hastaglan ağıt yakıyor. Bu yüzden ben haksızım. Mustafa Kemal Atatürk ile Kanuni Sultan Süleyman'ı bile aynı anda sevemeyen, saygı duyamayan. İlla ki, birisinin DANDİK ADAM olduğunu savunmayı ilke edinmiş iki tane orosbu çocuğu haklı, Teomandan, Alp Arslan'a, Ahmet Sencer'den Genç Osman'a, Sarı Selim'den Atatürk'e kadar her Türk büyüğünün aynı derin saygıyı hakettiğine inanan ben haksızım. Euro 2008 çeyrek finalinden, Euro 2008 çeyrek finaline, sırtına bayrak bağlayan zibidiler haklı, her gün duvarımdaki bayrağa kendimi borçlu hisseden ben haksızım. Evet.

     Şimdi size Barbour giymeyin, George hogg çekmeyin demiyorum. Ama bunları yapıyorsanız, neleri söylemeye, nelerden yakınmaya hakkınızın olup olmadığını bilin. Haddinizi bilin. Askere gitmeden, vergi mükellefi olmadan, uluslararası bir başarıya sahip olmadan kimsenin sikinde değilsiniz. Ölseniz, Ekonomi bakanlığı kişibaşına düşen milli gelir 0,000005 cent arttı diye sevinir. Anlatabiliyor muyum?

     Son olarak başlığa bağlayayım. Şu an size normal şartlarda bir 5 katı da sövüş dayamam lazım ya. Neyse.
Fikret Kızılok konuşsun. "Bacınız önde ben arkada." desin benim yerime.



10.19.2011

Toptur.

1.65'ten kısa olan,
Küpe takan,
TOP sakal bırakan,
İpek gibi tiril tiril tişört giyen,
Kaşlarının çevresini düzelten,
Sokakta çilek yiyen,
Freebag takan,
Göğsünün kılını alan,
Dişini günde 2den fazla fırçalayan,
Her gün keselenen,
Fular takan,
Atkıyı şal hesabı bağlayan,
Saçını uzatan,
KOLSUZ giyen,
Futbol sevmeyen,
Milli maçlara yüzünü boyayıp giden,
Birayı bardağa koyup içen,
Çıplak tene süveter giymeyen,
Naturel ense yaptırmayan,
Amerikan traşı olmayan,
Favorileri aldırmayan,
Djarum Black içen,
Miller tercih eden,
Taksiye binen,
Üst-baş almak adına 2 den fazla mağazaya giren,
Bileğine İB bağlayan,
Takım elbisenin altına konvers giyen,
Kokoreç sevmeyen,
İşkembeden tiksinen,
Tuzlamayı bilmeyen,
Ortamdan ortama, Allahını inkâr eden,
Hayko Cepkin dinleyen,
Kız kankası olan,
Çizgi film izleyen, (ulan bari izlemiyorum falan de amk)
Ekoseli şort giyen,
Şehir içinde terlikle gezen,
Slip don giyen,
Kedi seven,
Fuara giden,
Ehliyeti olmayan,
Borç almayan,
Borç vermeyen,
Emmeye gelmeyen,
Gömmeye çıkmayan,
Kavgasında tek kişilik plan yapmayan,
Hıdrellezde ateş üstünden atlayan,
Kurban bayramına karşı olan,
Kostüm partisine katılan,
Sağ şeritte ticari arkasında bekleyen,
Sinyal vererek şerit değiştiren,
Bayır aşşağı peygamber vitesi yapmayan,
Yazın havuza giren,
Denize balıklama atlayan,
Kahvede maçı formayla izleyen,
Hiç deplasmana gitmeyen,
Eli kolu fazla elastik olan,
Hesap geldi mi kaybolan,
Sanayi sitesine işi düşmemiş,
İkametgah almamış,
Fatura yatırmamış,
146dan internete bağlanmamış,
Kızı pastaneye götürmemiş,
Bütün erkekler...






TOPTUR.

9.28.2011

Şekil Hits Vol.5

   Ulan doğru söyleyin, bu yaz da 2004 senesinde olduğu gibi Don Omar - Dale don Dale ile plajda figür ko'mayanı dövdüğünüz gibi, DANZO KUDURO'da takla atmayanları siktiniz mi? Allah ümmet seven doğru söylesin. Tamam, bir anlık libido vurur, ne bileyim suda kalkar. Ama bu adamlara sapladınız mı? Ulan ne şarkıymış, ne adammışsın DON ÖMER, bir "oy yoy yoy" çekiyorsun, trafoya işeyip elektriği skinden alanlar gibi millet zıvır zıvır zıvırdanıyor.


   5-6 yıl sonra yine bir singıl çıkarır da garip gurebanın omurgasıylan oynarsan, fakire fukaraya havada takla, mum duruşu parande attıracak olursan, yemin olsun ki müstehakını sikerim. Yeter lan sana.

9.23.2011

Yaz literatürcü, konuşuyorum;

"Açık bitir askerliğin kısalsın. Sen benim sikimden düşen damla olamazsın."

Bir gün gelecek gücümü herkes görecek.

Bu bir sanal alem, yutup diye bir site. Lütfen haddinizi bilin arkadaşlar, haddinizi bilmiyorsanız ananızı avradınızı ben sikiym. Tamam mı? Ananızı avradınızı gelmişinizi geçmişinizi sikiyim, orospu çocuğu piçleri lan, haa? Amına koduğum üç kuruşluk adamsınız lan siz, haa? Yorum yazmayı bilmeyen orospu çocukları lan, haa? Hepinizin anasını sikiyim lan, hepinizin avradını sikiyim lan, hepinizin kız bacısını sikiyim lan, amına koduğumun evlatları, lan kim bana karşı geliyorsa var ya anasını avradını sikiyim lan, haa? kim beni sevmiyorsa anasını avradını sikiyim lan, sülalesini sikiyim lan, haa? Gıcık kapan kim varsa anasını avradını sikiyim lan, amına koduğumun orospu çocukları kendinizi ne zannediyorsunuz lan, haa? amına koduğumun evlatları, haa? burda karşınızda Ali var lan Ali var! başka kimse var mı? haa? Amına koduğumun evlatları, bir gün gelecek gücümü herkes görecek. Amına soktuğumun piçleri... Amına koduğumun götleri... Konuşmayı bilmeyen orosbu çocukları...Kendi kendine yorum yazan orosbu çocukları. Bir gün gücümü göreceksiniz lan, hepiniz gücümü göreceksiniz, "Vaaay" diyeceksiniz "Vaaay, Ali büyük adammış, biz kıymetini bilemedik onun." Amına koduğumun piçleri sizi.


Bir de burnundan alev çıkarabilsen aynı ben olacaksın amk kekesi.

9.14.2011

Hayata Dair Öğütlemeler

Gel gelelim dokanmaya, değdirmeye,
Şiğirli bazen, düz yazıyla dillemeye.

Bu sefer hem şiğirli, hem işe yaramalı,
Ahmet Selçuk hıyarı, açıp da feyz almalı.

Bu seferlik sitemim ne Allah'a, ne kuluna,
Sitem de değil gerçi, bir öğüt hayat yoluna.

Dünya denen çetrefilin kendisi, top düzen,
"Aga dur dinleniyoz" diye yan yatıp düz yüzen.

Şalter der kimisi, bazısı "şartel" der Kartel gibi,
Sanki bir numara kendisi, arsız pezevenk ibnesi.

Şalter diyen hâk der, düşmez asla yanlışa,
Şartel diyenin zaten girsin götüne yüzbinlik araba.

Velhasıl-ı kelam emiceler gelelim şimdi konumuza,
Öfke dediğin armut gibi sapı dalda götü balkonda.

Yapacağım bir kıssadan hisse şekli öfkelenmemek adına,
Ben de sonradan vakıf oldum, doyamadım sûkunetin tadına.

Tıp okuyan bilir, öfkenin başı bir toz kadar nörondur.
Sıkmadın mı yumruğunu, Romayı yakan puşt Neron'dur.

Sorun Neron ibnesini İtalyan halkına, severler mi acaba,
Çoğu kötü konuşacak, belki ters dönecek mezarında.

Bir anlık sinirle attı tahtı, kalktı çaktı kibriti.
Ulan götün tohumu, iyi mi oldu am biti?

Halbuki Romalılar olsa müslüman, getirse şahadet,
Bir babaeren olurdu sarayda, öğüdüyle verirdi saadet.

Ettehiyyatide şaşırıp yine kızardı belki Neron fakat,
Allah korkusuna garip gureba yakmayı yemezdi makat.

Her ne sikim ise, verdi dizeli bastı çakmağı bu gavat,
Böyle olacağına, al bir cariye bas götüne kıvır at.

Amkdum tipsizi, en fazla sarayın kapısını yumrukla,
"Çıktı menteşe" diye, çağır usta, gelsin çırağı tartakla.

Suçlu sen değilsin tabi Neron, seçip de o saraya çıkaran,
Hele o anan var ya o anan, çıbanın başı onun amına koyan.

Git sarayda karılara bak, bal börek ye, ne bileyim at bin,
Aman olur mu, kim bilir kime artistlik yapmaya silkindin.

Ulan senin gibilerin var ya, götünün eşiğinde odun ateşi yakmak lazım orrrrrrrrrrospu çocuğu ya, atasını kitabını siktiğim ibnesi. TOP. 

Orospunun ortanca oğlu, yavuşakların bayrak taşıyanı, ulan günah değil mi o fakir insanlara, zaten orospu anan da, ekmek bulamazlarsa pasta yesinler bilmem ne. Kimsiniz olm siz? Çetemisiniz lan?
Kalk mezarından, ananın amına temel atıp yanındaki müştemilatta götünü delmeye geliyorum.

Sıfatını sikiym ya.

9.07.2011

Karıyı siken paradır, yarrak aracı kurumdur.

Yaz denen kimin eli kimin götündeliğin de sonuna gelirken, yine bir yoklama çekeyim dedim. Bayramın da sona ermesiyle, iyice tatil modundan çıkıldı, işler güçler ufak ufak dokanmaya başladı. Tabi bu yıl da her sene olduğu gibi "seneye banko sikiş" manifestolarıyla, anne baba, musaf eppek üzerine yeminler koparılarak evlere dönüldü. Hatalar tespit edildi, eksikler bir dahaki sezon tamamlanmak üzere tespit edildi. (vücut yapmak 1. sırada tabi amk, hatta o kadar birinci sırada ki, birincilikten görükmüyor, unutulakalıyor.) Son yıllardaki genç teknik adam örnekleri Villa-Boas ile pekişirken, her genç yine süper teknik muhasebeler yaptı. Analizler, incelemeler, değerlendirmeler gırla. Ama ne olduysa oldu bu yaz da çoğu arkadaşa (dünya genelinde) sezon sonunda Z raporunu almak nasip olmadı.
Şu acı gerçekten bahsedeyim ki; BİM'e özel ürün tüketen arkadaşlar asla yaz sikişi yapamıyor. Bakın, Bim'e özel ürün diyorum, yoksa bim'den danette manette alanlara lafım yok. Ama bim'den Dost yoğurt yiyeyim, A101'den Bi Limonata içeyim, götümü de Dia tuvalet kağıdına silerim diyene bu dünyada sikiş olmadığı bir gerçek. Hem bu kadar ucuza yaşa, hem de Let's'le malı götür. İstatistikler, oranlar, bir allah kulu okey vermiyor günümüzde bu tarz bir hasliyete.

Sonuç olarak, çözüm üretecek değiliz herşeye. Anasını sikeyim Alen Delon muyum, Üzeyir garih miyim burdan size fikir vereyim, laz karısı mıyım fitleyeyim? Zaten akıl verecek durumumuz da yok estağfirullah. Bahtı açık olanın yar sarar yarasını, bahtı kara olanın felek siker anasını, okkadar.
Not: "Allaha şükür alakam olmaz, bir kere arkadaşlar şaka olsun diye yanlışlıkla Le Cola içirmişlerdi bana." tutumu da sergilenmesin.

8.01.2011

Adamsın Yalı

Sevgilim aradı
Buluşalım dedi,
Canım cicim aşkım,
Bana gönül koyma,
Gözgöz'ün maçı var.

Bir gün haber geldi,
Dayım vefat etti.
Allah rahmet eylesin dayıcım,
Gözgöz'ün maçı var.

Günlerden Pazardı,
Patron "çok iş var" dedi.
Hasiktir ordan ibne patron,
Gözgöz'ün maçı var.

*Fenerlilerinde şahane arağı mevcut. Aldanmayın ibinelere.

**Edit amkduğum edit: Fenerbahçe tribünlerinin 90'larda bu tezahüratı yapması bunu fenerbahçenin ofişıl marşı mı yapar yarım çay kaşığı akıllı ibineler? Yutup taraftarları sizi amk.

7.31.2011

Diyanetten Yazı Var.


Bu Ramazanda da sigara hakkında fikir alışverişi yapanların,
Götünü başını daha harlı savurup Lâik ayağı yapanların,
Cami önlerinde dinsiz gibi su satanların,
Amlarından aşşağıya İNTİHAR edeyim.

Oruç tutan, siki tutmaz.